Geceye bir söz bir şiir bırak :)



  • Veren de O, alan da O
    Nedir senden gidecek?
    Telaşını gören de
    Can senin zannedecek.

    Üstad.



  • ...

    Ufkun dünyaya uzanır,
    Kollarına elin yetmez.



  • "Acaba iyi bir şeyler olacak mı? Hayır dedim kendime. İyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı..."



  • Güçlü bir karakter olarak davranmak yoruyo. Mesela canın ağlamak istiyor, herhangi bir şeye üzülüyorsun ya ağlıyamıyorsun. Çünkü güçlü durmak zorundasın. Sanki kimse ağlamıyormuş gibi herkes mutlu gibi.



  • ...
    Gitmeliyim bu gece
    Ben bütün açık pencerelerden bu bölgenin
    İnsanları ile konuştum,
    Ama zamana benzer, tek bir kelime dahi duymadım
    Hiç kimse aşk dolu gözlerle toprağa bakmadı
    Hiç kimse bahçenin görünümüne tutkun olmadı
    Hiç kimse bahçedeki küçük kargayı ciddiye almadı
    Kederliyim; bir bulut gibi
    Gitmeliyim bu gece
    Sadece yalnızlık gömleğimin sığacagı valizi
    alıp gitmeliyim, bu gece
    Çınarların olduğu bir yere gitmeliyim
    Yine birisi beni çağırdı:Sohrab!
    Ayakkabılarım Nerede?

    S. Sepehri



  • "........
    Bir damla su ver bana ey çöl! Bari sen küsme.
    Kalmadı hiçbir şeyim bak,günahım da yandı.
    Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme
    ..........."




  • Hazine ve Maliye Bakanlığı

    İnsani yaşat ki devlet yaşasın !



  • ...

    "Hayatında iki önemli gün vardır; biri doğduğun gündür, diğeri neden doğduğunu anladığın gün."

    Marc Twain



  • insan her şeyi söyler de sevdiğini söylemez mi sevdiğine
    insan söyleyebildiği kadar insan değil mi ?



  • Biliyorum güzelliğin yer altı nehirlerine benzer
    Biliyorum bir sır gibi güzelsin
    Hani anlatılmaz duygular vardır
    Hani şarkılar vardır
    Sevip söyleyemediğimiz
    Şiirler vardır unuttuğumuz
    Aşina çehreler vardır hani
    Zaman zaman hatırlayamadığımız
    İşte sen o kadar güzelsin
    Ve ben o kadar karanlıklar içindeyim ki
    Şunlar ellerindir diyorum,tutamıyorum
    Şunlar gözlerindir diyorum bakamıyorum.
    Düşün kahrımdan ölmeliyim artık
    Ölemiyorum.

    İnanmak var olmaktır,bilirsin
    İnandığımız şeyler için yaşayalım
    Nice sabahlar,nice aydınlıklar
    Gelecek nice günler için yaşayalım.

    Sarı gülleri seversin
    Sarı karanfilleri seversin
    Sarı kasımpatılarını
    Sarı bir dünyayı seversin
    Ben sende olan bütün renkleri seviyorum
    İşte tek farkımız bu
    Yoksa hiçbir şey önemli değil bu dünyada
    Senden başka.
    Ne zulümler
    Ne kavgalar
    Ne günler,ne geceler hiçbiri önemli değil
    Sen yaşadıkça.
    Ve yaşamak hiçbir zaman
    Bunca güzel olmayacak
    Sen yaşadıkça.

    Bir kalbim var et,kan,sinir
    İki gözüm var seni görür
    Ayaklarım sana gelir
    Ellerim seni arar
    Bir dünya ki kocaman
    Bir evren ki sonsuz
    Sen olmasan neye yarar

    Ümit Yaşar



  • Birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden.



  • Bekledim ve bekledim seni, kaderimi beklercesine bekledim.



  • ileti kaldırılmıştır.



  • Nasıl iş bu
    her yanına çiçek yağmış
    erik ağacının
    ışık içinde yüzüyor
    neresinden baksan
    gözlerin kamaşır

    oysa ben akşam olmuşum
    yapraklarım dökülüyor
    usul usul
    adım sonbahar

    Atilla İlhan



  • Taşın sabrı suyun ruhuyla büyüttün beni
    bundandır her gittiğimde aklımda kalmak fikri



  • Vakit tamam, seni terk ediyorum.



  • Çeşmek Be-zen Sitare
    Ezmen Mekon Kenâre”Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
    Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
    Kirpiklerin yüreğime batıyor
    Telaşlı bir kalabalığın ortasında
    Ayaküstü konuşuyoruz
    Nedimin nigehban nergisleri gibi
    Üstümüzde bütün nazarlar
    Çok utanıyorum Sitare
    Dün oturup hesap ettim
    Sen doğduğun zaman
    Ben bir askeri mektepte talebeymişim
    Sen bilmezsin Sitare
    Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
    Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
    Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
    Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
    Bir derin uykuya atardım kendimi
    Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
    Bende onu alır anamın düşlerine kaçardımBu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
    Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
    Yoksa dudakların mı anlayamıyorumSeninle konuşurken Sitare
    Aklıma yıldızlar dökülüyor
    Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
    Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
    Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
    Gökyüzü salkım salkım
    Zigguratlar tıklım tıklım
    Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
    Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
    Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
    Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
    Gözlerine baktığım zaman Sitare
    Bütün çöllere ay doğuyor
    Yoldaş ediyorum kendime İmrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
    En kuytu vahaları dolaşıyorum
    Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
    Çadırla su arasında bir cılga var
    O cılgada narin ayak izlerin var
    Durgun suya düşüp kalmış gözlerin varBu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
    Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
    Yoksa dudakların mı anlayamıyorumBazan sapsarı bir benizle geliyorsun
    Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
    Biliyorum içinde bir sızı var
    Bıçak ağzı gibi bir sızı var
    Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
    Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
    Kuzeyden güneye
    Güneyden kuzeye
    Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
    Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
    Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
    Geviş getiriyorlar ufka bakarak
    Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
    Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
    Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
    Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
    “Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
    Çok eski bir gerçektir bu biliyorumBu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
    Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
    Yoksa dudakların mı anlayamıyorumSinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
    Ve ikimizde ıslanıyoruz
    Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
    Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
    Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
    Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
    O şehirde sırılsıklam gezerdim
    Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
    Tapınaklar insanları safra gibi atardı
    Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
    Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
    Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
    Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
    Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
    Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
    Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
    Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
    Umay gibi yumuşak huylum
    Nerden çıktın karşıma böyle
    Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
    Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
    Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
    Adam akıllı yorulmuşum
    Ellerin böyle olmamalıydı
    Ellerine acıyorum
    Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
    Durup durup ıssız yerlerde
    “güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
    Daha çok işimiz var” diyorumBu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
    Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
    Yoksa dudakların mı anlayamıyorum



  • Herkesin içinde yaşattığı bir Eyşan vardır, muhakkak.



  • Diyelim
    ki sessiz gecede poyraz…

    Sis çökmüş o heybetli dağlara;
    yurdun
    da kar altında, gözlerin gök-
    yüzünde bir dolunay.

    Diyelim ki sınamışsın uzaklığın ihanetini.
    Seslere çarpmış sesin,
    ama ulaşmamış hiçbir yere nefesin…

    Diyelim ki şarabın dökülmüş, suların kesik,
    bu hayat seni bir oyuncak sanıyor.

    Diyelim ki sana çıldırmak yasak, sana ağlamak
    yasak, yarın yasak, düş yasak.
    Diyelim ki üşüyorsun kısacık bir ömrün sığınağında;
    bir çay bile ısmarlamıyor hayat!

    Diyelim ki lekesiz hiçbir şey kalmamış artık;
    sis çökmüş güvendiğin dağlara...

    Kederli bir süvari ol,
    Orda, sen orda!
    Bıkma atını mahmuzlamaktan,
    bıkma bu puştlar panayırında
    berrak nehirler aramaktan…

    Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
    kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt;
    o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın.

    Çünkü her insan bir limandır başucunda tekneler;
    çünkü herkesin hüznü kocaman, aşkları dalgın…
    Kimi kanıyor şahdamarından,
    kimi bozgununda yetim dervişan,
    kimi aşklarıyla, düşleriyle perişan…

    Yamalı yerlerinden kanıyor hayat,
    tutunduğun günlerinden soluyor hayat.
    Bu yüzden salıver düşlerini kendi uğruna yansın,
    salıver düşlerini ateşlere abansın!

    Tutunduğun günlerinden solarken hayat,
    bıkma atını mahmuzlamaktan;
    bıkma sendeki insan için,
    derin uçurumlar arşınlamaktan...

    Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
    bir gün rüzgâr esecektir suların serinliğinden;
    bir gün kırlangıçlar geçecektir göğün genişliğinden.

    Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
    kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt,
    o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın;
    çünkü senin de bir ütopyan varsa,
    i n s a n s ı n…

    Yılmaz Odabaşı


Log in to reply
 

Baskent Kariyer