Soru Bankasi

Kpss sonrası kurum sınavları nasıl olacak?



  • Kamu Personeli Seçme Sınavına 4 ay kaldığının farkında mıyız? Kurum sınavları nasıl yapılacak bunu biliyor muyuz? Kurumlar, adayları hangi puan türleriyle yazılı veya sözlü sınavlarına çağıracak bir fikrimiz var mı? Her kurum, İİBF/SBF mezunları içerisinden belli bölümlerden mezun olanları mı sınavına kabul edecek? Çalışmayı çok istediğimiz kurumlardan bir tanesi mezun olduğumuz bölüm ile alım ilanına çıkmazsa ne olacak? Kurumlar fakülte üzerinden değilde, bölümler üzerinden ilana çıkacaklarsa mezun olduğumuz alanı mı çok iyi yapmalıyız? Diyelim ki, kurumlar fakülte üzerinden değil de bölüm üzerinden ilana çıktı, bu halde yazılı sınav yapmadan direk mülakat sınavı mı yapacaklar yoksa eski sınav sisteminin saç ayakları olan: Hukuk, İktisat, Muhasebe ve Maliye'den yazılı sınavlarına devam mı edecekler? Kendi mezun olduğum bölüm konularını içeren puan türlerini iyi yapmam gerekiyorsa, neden hala dört saç ayağına yüklenmeye devam ediyorum? Bütün kurumlar KPSS puanına göre mülakat ile alıma döner mi? Altın istihdam kapıları olan GUY, VMY, MUY, DUY, SGK, İL GÖÇ hangi puan türü veya türleriyle sınavına adayları kabul edecek?

    Sınava 4 ay kala bu soruların cevaplarını biliyor muyuz? Bilmiyorsak, neye göre ve niçin çalışıyoruz? KPSS sonrası önümüze çıkabilecek handikaplara hazır mıyız? Kamu Yönetimi mezunu bir aday olduğumuzu varsayalım: KPSS'nin dört saç ayağında 20 üstü net yapmış olalım, KY alan netimiz ise 12'de kalmış olsun. Kurumların çoğu da KY mezunlarını KY'nin yüzdesel olarak etkisinin yüksek olduğu puan türleriyle sınavlarına çağırmış olsun bu durumda halimiz nicedir!!! Arkadaşlar gelin bu platformda bu belirsizlikleri birlikte çözelim.

    İnsanların doğru Tercihini Yap! maları için ortada öngörülemez bir sistemin olamaması lazım. Yeni puan türlerini daha yakından inceleyin eskisi ile kıyaslandığında uzaktan yakından alakası yok. Bu durumda gerekiyorsa kurumlara yazılar yazılsın, Bimer'e sorulsun, kurumların sınav komisyonlarına ulaşılsın? Bu belirsizlik çoğumuzun umuru değil ama; bedeli çok ağır olabilir. Farkındalık yaratmak adına bu platformu oluşturuyoruz, tartışalım, konuşalım. Sınav açılmıyor diye üzülürken, bir sonraki yılda açılacak olan sınavların akıbetinin ne olacağını düşünmüyoruz.

    Lütfen puan sisteminde oluşan değişiklikle birlikte ortaya çıkan belirsiz durumun, bir sonraki yıl yaratacağı sıkıntıların farkına varalım!

    Fikrine güvenen şöyle gelsin!
    Bıraksın susmayı dile gelsin!
    Çözüm üretsin, bundan sonra!
    Yöneticilerden cevap istensin!



  • Ne kadar cevap istenirse istensin onlar da bilmiyorlar bence. Arada koordine oldugunu da sanmiyorum. Bu degisikligi kurumlar istedi mi? Onlara soruldu mu? Belki. Olacak olan su ki her sey onumuzdeki yil gerceklesince gorecegiz ve tabi denekler olarak sonraki nesile yol gosterecegiz. Ama bize gosteren olmayacak ve aci bir tecrube edinmis olacagiz diye dusunuyorum.



  • @leyla maalesef şu dönem itibariyle süreç dediğiniz gibi ilerlemeye devam ediyor. Hepimize öğretilen çalışmaya devam et, sonrasını düşünme. O kadar emek vereceksin, sonra ufacık bir bilgi belirsizliği yüzünden bütün emekler heba olacak. Ben emeklerin heba olmayacağı şeklindeki yorumlara kurulan sistemler yüzünden her zaman geçerli olduğuna inanmıyorum. Dünya hayatı yaratanın eseri, yöneticilerimiz ise Peygamberler olamayacağına göre ideal bir beklenti içerisinde değiliz ama bu kadar da belirsizlik olmamalı. Bu nedenle ben olabilecek senaryoların notunu buraya yazayım, bakın nasıl bildim dememek için bütün alternatifleri yazmaya gayret edeceğim.

    1- Kurumların büyük bölümü YDS taban puan ve bölüm bazlı puan türleri ile sınavına çağırıp, mülakat ile alım yapacak. Mülakatlarda kişilerin kendi bölümleri ve KPSS alan sınavlarındaki dört temel dersten sorular sorulacak.
    2- VMY, MUY, DUY, İL GÖÇ, GÖÇ vs. gibi sınavlar yazılı sınavlara devam edecekler. Yazılı sınav içeriğinde değişiklik olacağını sanmıyorum. Sınavlarına da atama sayısının belli bir katında adayı kabul edecekler. Puan türlerini belirlerken her bir alan bölümün yüzdesel olarak yüksek olduğunu birden fazla puan türünü belirleyecekler. Bölüm bazında aday sayıları belirtilmeyecek. 100 İktisat mezunu, 50 İşletme mezunu şeklinde olmayacak, fakülte bazında ortaya karışık.
    3- GUY sınavı için bazı fikirler geliyor ama buraya yazmak istemiyorum. GUY'un riski büyük, bir çok kişiyi ilgilendiriyor bu yüzden fikir beyan etmek istemiyorum.
    4- SGK bana göre puan türleri içerisinden bir veya iki tanesini belirleyecek. Bunlardan en az bir tanesi Çeko bölümünün yüzdesel olarak etkisi olan bir puan türü olacak. Sınavın mülakat şeklinde ve aynı düzende devam edeceğini düşünüyorum. 4 katı ve içerik olarak.
    5- Kurumların büyük bölümü mülakat ile alımlara dönecek.
    6- İİBF/SBF mezunlarından hepsini sınavına kabul eden bazı kurumlar sadece belirli bölüm mezunlarından alım yapacak. Hazine Uzman Yardımcılığı sınavında olduğu gibi.
    7- Kişilerin en önemli puan türleri, kendi bölümlerinin yüzdesel etkisinin fazla olduğu puan türleri olacak.
    8- YDS etkisini direk taban puan üzerinden gösterecek. Kurumların büyük bölümü YDS 60 ve üzerinde bir taban puan belirleyecek.



  • @Antimülakat oncelikle gercekten su sureci ongormeye calisarak ve daha pek cok sekilde bizlere yardimci oluyorsunuz. Tesekkur ediyorum. Kendi alanlarimizi ihmal etmemeli. Alternatifler degerlendirilerek en uygun sekilde calismali ve bekleyip gormeli sanirim. .



  • Guy nasıl değişecek ki kurum sınavı olmayacak mı sadece sözlü mü olacak yds mi isteyeyecek sadece maliye bölümü mezunlarımı olacak @Antimülakat



  • @keynesin-amcası Bence guy da sgk denetmenligi sistemine dönecek. Her il için 4 kat mülakat olayi



  • İns oyle olur kurum sınavıyla uğraşmayız bir de @Dick-Advacoat



  • @keynesin-amcası hocam belki 3-4 tane senaryo var kafamızda. Birini söylesek siz de buna göre çalışsanız sonra da o durum gerçekleşmese biz vebale girmiş oluruz. Bu nedenle belirtmek istemiyoruz. Ben Guy'da değişiklik bekliyorum bu sene gelebilecek GUY için değil sözüm. 2017 KPSS sonrası değişik bir sistemle karşı karşıya kalabiliriz.



  • Biz alışkınız değilikliklere @Antimülakat bukalemun gibi olduk değişik ortamlara saniyeler içinde ayak uydurabilir hale geldik



  • @keynesin-amcası maalesef üzülerek söylüyorum, az gelişmişlik sadece ekonomi temelli bir kavram değil kardeşim, bütün toplumsal hücrelerde, organizasyonlarda kendini göstermekte.



  • Arkadaşlar öncelikle belirtmek isterim ki bunları bu siteye yazmamın bir sebebi bu sitenin muadillerine göre çok daha aktif ve güzel tasarlanmış olmasıdır. bunun için site yöneticisi arkadaşlara teşekkür ederim. bu yazıyı yazmamın ana sebebi ise üniversite yıllarımdan farkettiğim, kpss a hazırlık döneminde ise artık emin olduğum ve canıma tak eden; iibf öğrencisinin bilinçsizliği ve vurdumduymazlığıdır. (bu yazıyı anlayışınıza sığınarak ilgili birkaç farklı başlığa yazmayı düşünüyorum daha çok kişiye ulaşmak adına. eğer bu durum site kurallarına aykırı ise lütfen bildirin kaldırayım diğer başlıklardan)

    bizim hazırlandığımız sınavlar aslında memurluğa giriş sınavı değil bürokrasiye giriş sınavlarıdır. ister guy olsun ister kaymakamlık olsun bu sınavlar neticesinde hak kazanan arkadaşlar bürokrasinin içerisinde olacaklardır. bürokrasiyi memurluk, bürokratı da memur olarak nitelendirmek bu kavramların içini boşaltmak demektir. bürokrasinin tanımına baktığımızda tabandan yukarıya doğru çıkıldıkça daralan örgütlenmiş elit bir topluluk demek olduğunu göreceğiz. (elit demekten kastım kibir değil, aldıkları eğitim ile kahvehanelerdeki toplum mühendislerinden bir fark yaratmasıdır.-yaratması gerekendir-) ve bürokrasinin kurallarının kişisel değil genel kurallar olduğunu göreceğiz. bu genel kurallar ise daha önceden belirlenmiş ilkeler çerçevesinde oluşmaktadır. yani bu genel kuralların konjonktüre göre sık sık değiştirimesi aslında ilkelerden taviz verildiği anlamına gelmektedir ki bunun sonucu ilkesizliğe gitmektedir ve devlet gibi köklü yapılar için ilkesizlik kabul edilebilir bir durum değildir. işte bu kabul edilmezliğin biz bürokrat adayı olan iibfli öğrenciler olarak farkında değiliz. kaldı ki bürokrat adayı olduğumuzun dahi farkında değiliz!

    bu noktada eğitim sistemini suçlayabiliriz, ailemizi bizi iyi yönlendirmekdikleri için suçlayabiliriz, yöneticileri suçlayabiliriz... yani en kolayını yapabiliriz. bunların suçu yok mudur elbette vardır. ancak suçu kendimizde de aramalıyız çünkü bir şeylerin değişmesi için öncelikle bizim değişmemiz gerekmektedir. bizim zihniyetmizin değişmesi şarttır. bir çoğumuz Anadolu'nun orta ve küçük ölçekli üniversitelerinde, buna nazaran daha az sayıda olanımız ise köklü ve kaliteli üniversitelerden mezun olduk. küçük olsun büyük olsun bu üniversitelerin bu bölümlerin hakkını ne kadar verdik? bu sorunun cevabını bana değil vicdanınıza veriniz. eğer cevabı objektif olarak verirseniz sizden bir iki yaş küçük arkadaşınıza, komşunuza, kardeşinize, çocuğunuza belki de onların hayatını değiştirecek bir etki yapmış olursunuz. ve unutmayın ki bir çocuğun bir gencin değişmesi demek toplumun, memleketin değişmesi demek. düşünsenize bi! ösym'nin başında sınav sisteminin iki de bir değişmesinin yarattığı sıkıntıları özümseyen birinin olduğunu veya herhangi bir kurumun başında toplumun ilkelerini kişisel görüşlerinin üzerinde tutan rasyonel birinin olduğunu... işte etki ettiğimiz o çocuk hatta (hiçbir şey için geç değil) kendimiz neden bu pozisyonlarda olmayalım ki? işte hazırlandığımız sınavlar bu pozisyonlara yani bürokrasiye ilk adım niteliğindedir. bunun farkında olmalıyız. eğer olmaz isek bu yıl yaşadığımız sıkıntıları seneye atansak ve yaşamasak ve unumuzu eledik eleğimizi astık desek dahi iki sene sonra kardeşimiz, yirmi sene sonra çocuğumuz yaşayacak.

    üniversite hayatımız boyunca sadece vize haftası günde iki saat ders çalışmadan sonra kpss gibi sıkı maratona adapte olamamaktan kaynaklı bizim ve birçok arkadaşımızın sıkıntı çektiğini görüyoruz. kitapları kalınlıklarına göre değerlendirip iki yüz sayfalık kitaba dahi burun kıvırdıktan sonra dershanelerin vermiş olduğu yüzlerce sayfa kaynakların altında ezildiğini görüyoruz. yani biz daha çalışmayı sevmiyoruz, çalışmayı bilmiyoruz, ama her konuda fikir yürüterek ahkam kesebiliyoruz. "x tane guy alınsın" "o ilan ge-le-cek!" vs gibi iddialı cümleler kurabiliyoruz. peki o ilan sen otururken ben otururken nasıl gelecek arkadaşlar? manyetik bir gücümüz mü var bizim bakarak çatal kaşık mı eğebiliyoruz ki; oturarak, altını dolduramadan yazdıklarımızla ilan getirebiliyoruz? kaldı ki mesele ilan gelip gelmemesi olmamalı. kpssden 90 alabilirsin, guy sınavını geçemeyebilirsin, onu da geçip mülakatta elenebilirsin. mesele içinde bulunduğumuz belirsizliğin halledilmesi. eğer bu belirsizliği ve ilkesizliği ortadan kaldıracak tepki koyarsak. bugün kazanamasak, elensek, atanamasak dahi gönül rahatlıyla yarın olur, tekrar deneyeyim diyebiliriz. aylardır yetkililer çıkıyor "kamuya alımlar durduruldu" diyor. iyi de hangi alanlarda? bunun cevabını vermiyor ya da çok sonra veriyor. yaşadığın stres senin yanına kar kalıyor. bir haber çıkıyor "kpss iptal olabilir" diyor. iyi de hangi kpss? bunun cevabı yok. yaşadığın stres yanına kar kalıyor. 2016 Aralık Guy Sınavı başlığında bir yazı yazdım buna dair; bu süreç bizi maddi ve daha önemlisi manevi olarak tüketiyor. bunu o yazıda da dile getirdim (isteyen ve vakti olan bakabilir; http://forum.tercihiniyap.net/topic/133/2016-aralık-guy-sınavı/3192 ) ancak bu sorun sadece guy alımları ile ilgili bir sorun değil. bizim pasifliğimizle alakalı bir sorun. bakın geçen haftalarda Mahfi Eğilmez twitter'da bir rt yaptı. mülakatsız öğretmen atanması ile ilgili. bakın Mahfi Eğilmez ekonomi hocasıdır. yani bizim bölümün hocası, ben hocayı bir süredir takip ediyorum -görmemiş olabilirim varsa affola- daha bir tane 2016 kpss a grubunun yaşadığı mağduriyeti konu alan bir paylaşımını görmedim. neden? hoca bize takık mı? hayır. çünkü biz birlikte hareket edemiyoruz. doğru noktalara değinemiyoruz. sizce hoca "30bin öğretmen atansın" diye hashtag açılan bir tiviti rtler mi? bence rtlemez. neden 30bin? biz ihtiyacın 30bin olduğuna neye dayanarak karar verdik? adama bu soruları sorarlar. cevap olarak kalbimizden 30bin geçti ya da ben ilk 30bindeyim onun için mi diyecekler? biz neden gereken desteği göremiyoruz sorusuna kendi çapımda bir örnek vermek istedim bunu anlatarak.

    demek istediğim şey arkadaşlar; bizim bir duruşumuz, bir tepkimiz olmalı bu gelişmelere karşı ve bu tepki aynı dilde ve toplu bir şekilde olmalı. işte yazının başında bahsettiğim bilinçsizlik ve vurdumduymazlık bu noktada başlıyor. bana ne diyoruz. nasılsa birisi kendi hakkını ararken biz de aradan sıyrılırız diyoruz. elden ne gelir ki? diyoruz. meclise gidildi ama sonuç çıkmadı diyoruz. iyi de arkadaşım meclise sen mi gittin? hayır. sana kitap satan hoca gitti, kaydolduğun dershane sahibi gitti. bunlar mı senin derdini anlatacak? veya vekil mi senin derdine çare olacak?

    ben ... yapılmalı demiyorum. kimseye akıl vermek haddime değil. ancak 2016 Aralık Guy Sınavı başlığında bir arkadaş sormuştu "peki sen ne yapıyorsun? fikrin ne?" diye. cevabımı aynen yazıyorum ki belki soran olur senin fikrin, duruşun ne diye. "kişisel olarak ne yaptığımı söyleyeyim belki burdan yola çıkarak kolektif olarak yapılabilcek bir şeyler bulunabilir. bu sene dershaneye gitmiyorum. kitap satın almıyorum, arkadaşlarımla değişimli olarak kullanıyorum. benim üzerimden para kazananan insanlara hoca olsun, dershane olsun, yayınevi olsun ne sanal alemde ne de gerçek yaşamda (hakettiğinden fazla) prim vermiyorum. bunu arkadaş çevreme de tavsiye ediyorum. kpss bir sektör haline gelmiş umut dağıtan bir sektör. buna karınca kararınca tepki koyuyorum. vandallık yapmadan hakkımı aramak istiyorum sadece. illa siyasi bir yaptırıma gerek varsa da mesela benim bir oyumla birlikte hanemden üç oy çıkıyor. bu üç oyun belki bir etkisi yok ancak senin de oyun olursa dört oy olur ailenin de oyu ile altı olur, ahmetin ayşenin... derken bir gücü olur. heryerde yazıyoruz bu sınava giren 120 bin insan var diye. ve biliyoruz ki bu sınav taş çatlasın ilk 5 bin(esneme payı var) için olan bir sınav. bence bir vekil için bir bakan için 5 bin öğrenci bir anlam ifade etmeyebilir ancak 5 bin oy (aileleri hariç) bir anlam ifade edebilir. bu mesela güzel bir koz." kaldı ki eğer iyi bir kampanya yürütülebilirse yaklaşan referandum öncesi bu x oy daha değerli bir hale gelebilir.

    amacım sadece en azından bu belirsizliği ortadan kaldırmak için benim durumumda olanlara seslenmek ve birlikte somut olarak ne yapabiliriz bunu tartışmak. sabırla okuduğunuz için teşekkür ediyorum, dağınık anlatım için kusura bakmayınız. sevgiler, saygılar.



  • Valla şu gençlik avrupa da olacak varya büyüme hızını görün burda köreltin köreltiğiniz kadar...



  • 4 ayrı alandan sınava hazırlanmak sürdürülebilir bir sistem değil. 2, 3 yıl boyunca yüksek puan almak için hazırlanıyoruz. En verimli olunacak yaşlarda iş öğrenmek yerine ders başında asosyalleşip, pısırıklaşıyoruz. KPSS A 6 ayda halledilebilecek kıvamda bir sınav olmalı ki kalan zamanda dil öğrenebilelim, staj yapabilelim. Bu yüzden de müfredatı sadeleştirilmeli. Genel yetenek ve kültür kısmı ise bazı banka sınavları gibi şekilsel, görsel zekayı ölçen bir formattaki olmalı.

    Mevcut sistemde en az 2 yıl hayattan kopuk yaşamak, sosyal becerilerini kaybetmek, acaba atanabilecek miyim kaygısıyla ruhsal olarak gitgide çökmek, aman fişlerler korkusuyla düşüncelerini ifade edememek kaderimiz oldu. Bu şartlardan geçmiş biri nasıl iyi bir çalışan olabilir ve geleceğe güven duyabilir.

    Ben KPSS A yı kimseye önermiyorum 2 yıl boyunca verilen emek herhangi başka bir alanda verilse karşılığı daha fazla olur eminim.


 

Baskent Kariyer