“Bizim varlığımız da yokluktur.”
Mevlâna
Sen yoğ isen
A ş k o l m a z.
Ben ki tüterim âşikâr bir ağuda
Zehirli gömleğini giydiğim
Seni sevmek, kaç kez ölmektir
Yüzyıllardır bir çığ altında?
Âh elleri iyi eder Mesih
Elleri
Bir b ı ç a k güzellemesi gibi inen
İflah olmazlığına kalbimin.
Âşıklığım d e l i m e c a z
Yol üşütür, bahar kısa
Düş sarnıcı kızlar bir anlasa
Varlığın muhabbet mushafı
Yokluğun n a r efendim
Uyanırım Mesnevi’nin çiçek kokusunda
Uyanırım narına.
Kışkırtıcı vâridem! Nefesi Hızır
Nice aşkın âteş-i mugânı
İçindeki içimdedir, içimde içindekiler var
Ocağına sürerim içimdeki beni
Ah beni… gözlerinden siyahçığana sürgün eden beni
Bu ağır ceza, bu ağrı
Bilirim aslında şifasızdır.
S e n y o ğ i s e n
Her yer gurbet
Üveyikler uçabilmez
Küheylanım yorulur.
S e n y o ğ i s e n
Moğol ateşi coşar
Çiçek açmaz iğdeler
Kıraç göğsünde bozkırın.
A ş k o l s u n e f e n d i m
A ş k o l s u n
Dinmeyen bir şey var içimde
Can dökerim ışığının fitiline
Güllerine can suyu
Gönlüm ki, uzağında devrik şâh
Yanında s e m â z e n ş e l â l e.
“ben dönerim
gökler döner...
ben uçarım
gökler uçar...”
İsmail Karakurt/Semâzen Şelâle