Yaşıtları oyun oynayarak zamanlarını geçirirken Cemil Meriç daha küçük yaşta kitaplara gömülmeye başlamıştı. Cemil Meriç 6 yaşında okumayı öğrendiği ve kitaplarla tanıştığı vakitlerde akranları kitap okumak yerine sadece kitaplardaki resimlere bakmakla yetiniyorlardı. Arkadaşları kavga, dövüş oyunlarıyla günlerini tüketirken Cemil Meriç bir kenara çekilir ve başını kitaptan kaldırmadan okurdu... Okula başladığı ilk yıllarda gözlerinin dört derece miyop olduğu anlaşılmıştı. İlerde tamamen kapanacak olan gözleri ilk ışık kaybını bu yıllarda verdi. Gözlük takmaya başlayan Cemil Meriç'i taktığı gözlük yüzünden arkadaşları yadırgadı... İlk başta zorunlu bir tercih olsa da kitaplara kaçışı daha sonraları bitmek bilmeyen bir aşka dönüştü.
... Cemil Meriç'in eğitim seviyesine ek olarak göz numarası da yükselmekteydi. Derecesi altıya çıktı... Cemil Meriç'in arkadaşlarının çoğu Fransız mandasını benimsemiş ve bu durumun sürmesini istiyorlardı. İlerde Hatay Valisi olacak olan Abdurrahman Melek ve bir grup genç bu durumdan rahatsız oldular. Antalyadaki gençleri... bilinçlendirmek için çalışmalara başladılar.
... Cemil Meriç'in düşünce haritası: Cemil Meriç çoğu zaman tefekkür çilesinden sonra fikirlere bağlandı ya kitap okuyarak benimsedi ya da yalnızlıktan kurtulma ümidiyle, çevreye uyum sağlamak için.
Cemil Meriç'in fikir haritasını dört yönden çizebiliriz: İslam'a yakınlık, Türk Milliyetçiliği, Materyalizm-Sosyalizm, Osmanlıcılık.
İslam'a yakınlık... Hocazadeler olarak anılan bir ailede büyüyen Cemil Meriç'in Dimetoka Müftüsü olan babasının dedesi Hafız İdris Efendinin Kur'an-ı Kerim yazmakla meşgul olması, Meriç'in dedesi Hocazede Kaymak Efendinin de aynı şekilde İslam ile meşgul olması..onda İslami bir bilinç uyandırdı... Hacı hoca olmak istediğim dediği zamanlardı. Bu istek Reyhaniye'de çocukluk döneminde arkadaşları tarafından küçümsenmeye ve dışlanmaya başladığı vakte kadar sürdü. Reyhaniye'de kötü Arap imgesiyle özdeşleştirdiği İslam'a karşı oluşturduğu bu önyargı yüzünden dinden soğudu.
Türkçülük... Hatay'da durum vahim, nüfusun çoğunluğu Araplarda idi. Türkler yok gibi. Antakya Sultanisi'ndeki hocaların çoğu Fransız idi ve manda idaresini savunuyorlardı... Öğrenciler arasında da durumda pek bir fark yoktu. Arkadaşlarının çoğu mandacılığı benimsemişti. Cemil Meriç böyle bir ortamda Türkçülüğe sığındı. Türkçülük onun için yeni bir arayış bir ümit parıltısıydı. Duruş sahibi olmanın bir yoluydu....
Materyalizm-Sosyalizm... Antakya Sultanisinde 11.sınıftayken kitap okuyarak önce materyalizmi sonra da sosyalizmi tanıdı. Her iki fikir hakkında en bilindik eserleri ve doyurucu bilgi veren kitapları okudu. Cemil Meriç bu yıllarda materyalistti ve kurtuluşu sosyalizmde görüyordu...
Osmanlıcılık... Cemil Meriç aklıyla Avrupalı, ruhuyla Osmanlı...
Mirza Muhammed Atan.
plansız tarafından gönderilen iletiler
-
RE: Bazı Şeyler🎶📚☕🎬📝
-
RE: Bu replik hangi filmden?
-Kitapları seviyorsun çünkü istediğin zaman kapatabilirsin ama hayat öyle değil!
-Yanılıyorsun. -
RE: Geceye bir söz bir şiir bırak :)
Kurnazlıkların en incesi, bize kurulan tuzaklara düşer gibi görünmeyi bilmektir.
La Rochefoucauld -
RE: Bazı Şeyler🎶📚☕🎬📝
@elisa Hoş geldin dostum, nerelerdesin
İkisi de değil, biraz soluklanalım diye, lakin hayat telaşı tabi şimdilik dostların uğramaya pek vakti olmuyor sanki
ben biriktirmeye başladım, sizlerden de değerli katkılarınızı beklerim
okumak, takip etmek zevk verir
-
RE: Bazı Şeyler🎶📚☕🎬📝
...
Fakat düşündün mü yolunun uzunluğunu ?
Neler var yolunun üstünde, düşündün mü?
Koşar-adım aşabilecek misin şu dağı, geçebilecek misin
bu hızla şu beli, tırmanabilecek misin bu solukla şu sırtı ?
Ovada dikenler yollara uçmuştur, kuru dereleri seller basmıştır,
kar yağmıştır belki o tepelere ? Böyle, uçar gibi geçip
gidebilecek misin oralardan, hemen varabilecek misin oraya ?
Belki sırtlanlar üşüşmüştür leşlere, kuzgunlar tutmuştur belki
yolları. Belki silinmiştir ayak izleri yolcuların.
Bütün bunları düşündün mu ey yolcu ? çünkü sen, ne ilk yolcususun
bu yolun, ne de son.Derim ki sana :
Nehirler boyu git
Nerelerde ve niçin durgundur nehirler,
nerelerde ve niçin hırçındır nehirler,
nerelerde ve niçin mendereslidir,
nerelerde ve niçin çağlayanlı ve de çavlanlıdır nehirler,
gözlerinle gör, duy kulaklarınla
Gör ve duy ki, nasıl varır nehirler denizlereDerim ki sana :
Denize varmaktır amacı nehrin, denize varmak, ey yolcu
Büyükse dağ, aşamıyorsa üstünden nehir, dolanır çevresini dağın.
Büyükse kaya, söküp atamıyorsa nehir, birikip birikip taşar
üstünden, dolanır yanını yöresini. Yokuşsa yolu, koşamıyorsa
menderesler çizer nehir. uçurum çıkarsa önüne, kapıp bırakır kendini
nehir, açar kanatlarını; varır varacağı yere, oraya denizeDerim ki sana :
Nehirler boyu git ve gör nehirlerin nasıl yol aldıklarını
sen de bir nehirsin ey yolcu
Senin de varmak istediğin bir yer var
Gerçekten varmak istiyorsan oraya, nehirlere iyi bak
Engeller
nasıl aşılır, öğren nehirlerden
Yarı yolda yokolup gitmek değildir
amaç, nehirler gibi akıp, nehirler gibi ulaşmaktır oraya
Varmaktır oraya, ey yolcuDerim ki sana :
iyi oku yolunu, avucunun içi gibi bil
Dizlerini, ciğerlerini,
yüreğini sıkı tut, iyi dengele
Ovada koşar gibi vurma kendini
dik yokuşlara
uçuruma atlar gibi bindirme kayalara
“daha koş, daha koş” diye alkış tutanlara kanıp da, kesilip
kalma yarı yolda
Dipdiri varmalısın oraya
Hız koşusu değil bu,
ey yolcu, engelli koşudur bu
Engelleri aşa aşa, gücünü koruya
koruya varmalısın oraya
çünkü oraya varmaktır amacın, koşmak değil
Boşuna sevmedim nehirleri
Aktıkça büyümesi boşuna değil
nehirlerin
Akan büyür, ey yolcu...Hasan Hüseyin Korkmazgil
-
RE: Bazı Şeyler🎶📚☕🎬📝
Yanardağ kıyısında yaşama
Yukarda bir yanardağ
Kızgın küllerini savuruyor
Bu ölü şehrin üstüne
İşte bu şehre alıştı Taha
Kırağı çalmış evlerine
Kahvelerinde dayanılmaz bir çağrıyla
Çağıran gecelerine alıştı Taha
Geceye bir alkol gibi alıştı
Kışlarında terlediği üşüdüğü yazlarında
Bu şehre alıştı Taha
Gül açmayan baharlara
Yaprak düşmez sonbahara
Kurbansız bayramlara
Öğle öten horozlara
Ancak geceleri rastlanılan köpeklere
Tütün kokan kedilere
Kesin kesin alıştı
Yalnız sahaflarında grev yok
İşçiler lağımları akar bırakmış
Kurumuş kitabelerdir artık çeşmeler
Bir semtine yerleşti...
Sezai Karakoçgün gelecek düzelecek bu şehir
elbet kaldıracağız üzerinden enkazı
yangından sonra başlayacak
asıl iyileştirici yanı...
https://youtu.be/o1UCtjdDXf4 -
RE: Geceye bir söz bir şiir bırak :)
@Cemre33 Çok güzel yorumdur kesinlikle
Madem öyle Üstad'ın bestelenmiş şiirlerinden birkaç tane bırakayım belki dinlemeyenler vardır:
Sevgi Yetmiyor
https://youtu.be/2DWUPwGiI4I
Unutursun Mihribanım
https://youtu.be/Lz_ZcXANJT0
Suları Islatamadım
https://youtu.be/Rj4d68l8wOI
https://youtu.be/Q5ERppXpAkQ
Ben Hep Seni Düşünürüm
https://youtu.be/43rdnPIp0sg
Aynaların Ötesi
https://youtu.be/AUS2UfbONbA -
RE: Bazı Şeyler🎶📚☕🎬📝
Aynaların Ötesi
Her ne kusur varsa, geçen zamanda;
Suçsuzdur aynalar elâ gözlü yâr.
Mecnunlar Mevlâ’yı bulursa canda,
El olur Leyla’lar elâ gözlü yâr.Güzel açar güzelliğin sergisin
Gün ağartır kara saçın örgüsün
Muhabbet faslında ölüm türküsün
Kim söyler, kim çalar elâ gözlü yâr.Eştikçe iş çıkar işin içinde;
Gençliği hasret yer sevda göçünde.
Bilmez misin, dört mevsimin üçünde
Kar olur yaylalar, elâ gözlü yâr.Alı al, yeşili yeşilde ara;
Ahirete gider kalpteki yara
Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara,
Dökülen ayvalar elâ gözlü yâr.Vakit dolar, nakit biter kasanda
Sevgi bir kitaptır gönül masanda;
Okusan da olur, okumasan da...
Kapanır sayfalar elâ gözlü yâr.Abdurrahim Karakoç
-
RE: Bazı Şeyler🎶📚☕🎬📝
Putları taşa tutmanın
Güç’lüğünü geç anladım.
Delileri avutmanın
Hiç’liğini geç anladım.İhtiraslar dursun diye
Şehiri sığdırdım köye
Her bedenin ayrı şeye
Aç’lığını geç anladım.“Safkan” dedikleri atın
Ünü büyük pek çok zatın
Bir yerde ilmin, sanatın
P.ç’liğini geç anladım.Hak’tan söz edersen eğer
Atılan taş sana değer
Doğruluk suç imiş meğer
Suç’luğunu geç anladım.Su taşırken kalbur, file
Susmak gerekirmiş dile
Yazık... geç kalmanın bile
Geç’liğini geç anladım.Abdurrahim Karakoç
-
RE: Geceye bir söz bir şiir bırak :)
@plansız, içinde söyledi: Geceye bir söz bir şiir bırak
Yaşamak ismini verdiğin günlük notlarından oluşan kitabına "ne çok acı var" diye başladın; yaşamanın acı çekmekle ilgisi vardı elbet. "ağrıtmaz sanılan bir yaşamak şarkısı" da diyordun. İnsan yaşamanın hikmetine hakim olamasa da temas ettiği anlar varsa bunlar çoğunlukla hüzünlü zamanlardı. Dünya hayatının, kalbi olan insana tesirini anlatırken "üzülmüş/belki dünya ile horlanmışım" diyordun. Sonra bu acıların bizi büyüttüğünü düşünürken "bakma büyümüş gibi yapıyorum" diyordun. Öyle ya "koşup takılacağımız çitler" vardı. "dünya diz çözdüğünüz yer kadar" olsa da "yaşamak...bir gece evden atılmış bir çocuk sanki" dediğinde büyüyordu kelimeler gırtlağımızda.
Dünya hayatının bütünüyle bir arayış olduğunu anlatıyordun:
"ha biz varız
ha biz maskeli balo
...
ha biz yokuz
ha biz seferde
ya bu kez ölüleri görmeliysek
ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle
..."
Ve imtihana dair: "bazan var'ı/anlarsın yok ile" demiştin.İnsanoğlunun dünyada kurduğu/kurmaya çalıştığı yapaylığın kalbî olmayan dayanağına dair: "halk aşksızsa sokaklar/banka dükkanlarıyla doludur"diyordun.
İnsanın eninde sonunda kabulleneceği gerçeği adınla,sanınla,samimiyetinle sunuyordun bize:
"...
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim
...
Bağışlanmamı dilerim.
Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme
..."
Çok olurdu "ayağımız takıldıya çitlere" sesleniyordun "dedim ya işte bocalıyorum/yeniden yaşamaya başlamak kolay mı".Belki iki insan arasındaki akıldan öte, aklın açıklayamayacağı iletişime dairdi: "bir deli akıl çırpınıyordu aramızda" diyordun. Kim bilir belki de "deli akıl çırpınınca aramızda" "kavuşmalarımız ağır aksak, ayrılıklarımız koşar adım" oluyordu.
Ve sen "kırlarda çiçekler artık bensiz açacak" dediğinde kırlar ayrı çiçekler ayrı yas tutuyordu...
Rahmet ve saygıyla anıyorum.
Erkenden aşındırır aşkını
Odaların köşelerine zamansız oturur
Duyarsa bir çocuğun
Oyundan çağrıldığınıBaşının her seferinde döndüğü kumarı
Gönlünü bir tarzla kurularken kazanır
Anlarsa yenilen bir kadının
Darda kaldığınıKendi kendine arkadaş kaçağı
Arada bir bakınır ne yaptığına
Süresiz kapılır tablolara yangelir
Ve oturdu mu bir masaya
Hakkını verir çay içmeninBu adam kitapların uçlarına
Çizilmiş itilmiş resim
Korkmadan yaşar tebessüm gösterir
Ağır başıyla nöbet alır
Dağdan kaçar şehri çevirir
Ve bırakır gönlünü bir tazı sıçramasınaErkenden aşındırır aşkını
Anlamaz bir kadının
Süresiz kapılıp yangeldiği tablolara
Severek tebessüm attığını
Ağır başıyla kopar dağdan
Nöbet alır şehri devirir.Rahmet olsun.
-
RE: Geceye bir söz bir şiir bırak :)
@plansız, içinde söyledi: Geceye bir söz bir şiir bırak
"bir yağmur bekliyorum, bizi bize anlatsın."
Sessizliğin çığlığını, susarak isyan etmeyi 'İsyanlı Sükut' ile anlattın. "Kâğıda yazılmayanı, lambada titreyen alevi üşüten"i ne güzel ifade ettin. 'Mihriban'ı yazan gönlünden 'Unutursun Mihriban' da döküldü. Sahi Mihriban'ı mı teselli ettin, kendi yanan yüreğini mi?
'Tut Ellerimden' dediğine 'Sevgi Yetmiyor' dedirtti belki hayat. Kırma, dökme diye değil 'İncitme' diye şiir yazacak kadar ince bir insanın haksızlık, adaletsizlik karşısında nasıl devleşebildiğini gösterdin bize.
"Mülkün temeliydi adalet hani?
Bizim hak temelde saklı mı yani?
Çıkartıp da versen kim olur mani?
Yoksa hırsızlar mı çaldı hakim beğ?!"İnandığın fikri anlatırken:
"Sinan'da estetik, Itrî'de ahenk
Sebillerde hayat, kubbelerde renk
Mevlana'da ilim, Barbarosta cenk" dedin.'Çarpık Çağ' dedin anlatmaktan geri durmadın: "Müdür ekmeğini çaldı çobanın/ Resmi dairede devlet babanın/ İpe un serdiği çağda yaşadık...Mürşidin, müridin günde beş defa/ Günaha girdiği çağda yaşadık."
Şairler hem toplumun hem de tek tek insanların sesidir, söylemek isteyip sustuklarıdır. İyi ki vardılar.
Rahmet olsun.
Mihriban'ı burada yazdım, dediğin sessizlikte; aşk zaten kalabalıklarda insanın başına gelmez, şiir de yazamaz, diyordun.
Dağları sevdiğinden, suyunun bile çağıl çağıl aktığından bahsettin. Pay alırız değil mi dağların yalnızlığından, heybetinden kuvvet buluruz ve gönlümüz feraha erer göğe yaklaştıkça... Senin gibiyiz, bıraktığın yerde; hastayız, susuzuz gurbet illerde, zaman kısa, biz yorgunuz, yol uzun. Belki bu yüzden umudunu yitiren kekliğin en güzel arzuları mahşere kaldı.
Türküler söylerdin kastı kapalı, mısralara yüklediğin kim ola: uykudayken, uyanıkken/uzakta ve yakında/sen olmazsan da farkında/gidip gidip arada bir/yokladığım sensin.
Sen dağlara baktın, bizler de sana: ıslanmadık, üşümedik, yandık oy.
Dilekçemizi seninle gökyüzüne verdik:
Gönül şahinimi yordum gerçeğe
Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe
Teselliden kanat kırdım gerçeğe
Tecellinin sinesine kondum oy.
...
durup durup Mihriban'ı sordular
aşkı akıl hesabıyla tarttılar
açığa ermediğindeyse akıl
yine senin soluğunda bittilerherkesin bir Mihriban'ı var dedin
gazeteden selamını verdiydin
her şey iyi, güzel, hoş amma
adını kızında saklamagünler değirmeninden takvimleri öğüttü
Mihriban'a unutursun nasihat idi
teselliye gönlün elverdi amma
hani ayrılık ölümden zor idi.Karakoç Üstad, geçer eyledi
her gelen dünyadan göçer söyledi
Bakîdir Yaradan, yoluna bak sen
bahtının sözünü dinle ey dedi...Rahmet olsun.
-
RE: 2020 ilgöç uzman yardımcılığı mülakatları
@kemankeşş2 Referans olmasın dostum, ağırlık değişebilir ancak genelde mevzuat soruluyor, anayasa ve idare hukuku gelme ihtimali yüksek. Bunların yanında ise herkesin bölümü doğrultusunda devam ettiği görünüyor.
-
RE: 2020 ilgöç uzman yardımcılığı mülakatları
@ridvan Bildiğim kadarıyla mülakatlar başlamadan da güvenlik soruşturması yapılması söz konusu olabiliyordu. Bu alımda nasıl bir yol izlendi bilmiyorum dostum.
-
RE: 2020 ilgöç uzman yardımcılığı mülakatları
@kemankeşş2 En fazla 7-8 dakika sürer dostum.
-
RE: 2020 ilgöç uzman yardımcılığı mülakatları
Mülakatta gelebilecek sorulara ve ortama dair fikir edinmenize yardımcı olması için forumun geçmiş göç mülakat başlıklarına hızlıca bir göz gezdirmenizi tavsiye ederim. Kafanızda belirginleştikce sebep olduğu stres ve gerginlik de azalacaktır.
-
RE: 2020 ilgöç uzman yardımcılığı mülakatları
@70kuralliii Bir saatten fazla beklemeyecek şekilde kendinizi ayarlamanızı öneririm, ne kadar fazla beklerseniz, stres yaşama ihtimaliniz o kadar artar. Mülakatı toplu olarak bekleyeceğiniz alan, Kurum'un kütüphanesi. İçerdeki adayın çıkışına göre zamanlamasını ayarlayarak sizleri tek tek çağıran bir görevli bulunuyordu, usulde değişikliğe gidilmediyse. Oval bir masa, beş kişiden oluşan bir komisyon, komisyonun başkanı genel müdür yardımcısı, o yoksa personel dairesi başkanı olur. Diğer 4 üye daire başkanlarından olur, sizler komisyon başkanının karşısına denk gelecek şekilde masanın karşısında oturacaksınız.
-
RE: Geceye bir söz bir şiir bırak :)
Yol arkadaşlarıma...
Başları göğe değen sıradağlar karlıdır
Dağların yamacında geçitler rüzgarlıdır
Bu rüzgarda savrulan karlara gömülürsek
Bu güzel memlekete doyamadan ölürsek
Dünyaya açık olan gözlerimiz kapanmaz
Ruhumuzda ölümün şifalı nuru yanmaz
Taşırız bir hortlağın tesellisiz ruhunu
Siz ey bizi sevenler istemezseniz bunu
İstemezseniz eğer böyle gam çekmemizi
Doymadan öldüğümüz Anadolu’da bizi
Evliyalar mezarı tepelere gömünüz
Bir şefaatçi bulur ahirette gönlünüz.Nazım Hikmet......
-
RE: Bazı Şeyler🎶📚☕🎬📝
Delikanlılık çağına ulaşmış Nazım Hikmet, o gün arkadaş bulup tek kale futbol oynayamadığı için, duvara şut çeker dururmuş. Dedesi, eski Konya Valisi şair Nazım Paşa da yaşıtı ve kafadarı emekliler ve tarikat arkadaşı Mevleviler ile kameriye altında oturmuş, tasavvuftan bahsederler, Mesnevi'den Farsça beyitler okurlarmış. Nazım, topu ara sıra kameriyeye kaçtığından, almağa gidermiş. Bir seferinde kulağına tuhaf bir konuşma çalındığı için lavanta çiçeklerinin ve süs bitkilerinin arasındaki topuna eli uzanırken öylece donmuş ve oracığa çöküp dinlemeye başlamış. Bu sahneyi ömrünün pek büyük sürprizi ve şairlik mesleğinin ilk mükafatı olarak benim yanımda başkalarına da defalarca anlattı.
Misafirler dedesine diyorlarmış ki: "Niçin gizlersiniz Paşa hazretleri? Bu şiiri zat-ı devletinizden gayrı hangi Mevlevi yazabilir?."
-"Emin olunuz, ben yazmadım."
-"İmzası da Mehmet Nazım."
-"Aynı isimle başkaları da yazmış olabilir."
-"Tevazu göstermeyiniz, böyle bir nefise efendimizin kaleminden çıkmadıysa kimin eseridir acep? Mecmua henüz basılmış, vapurda okur okumaz toplanıp arz-ı tebrikat için mübarek ellerinizden öpmeğe geldik. Nurolun.."
Paşa ısrar etmiş "Bu şiir hece vezniyledir. Ben aruz kullanırım. Mamafih merak ettim. Bir kere daha okuyunuz da dinleyeyim." Şiiri baştan itibaren okumaya koyulmuşlar. Nazım Hikmet artık dayanamayıp kucağında topu, çilli yüzü kıpkırmızı, lavanta çiçeklerinin ve süs bitkilerinin arasından başını kaldırıp heyecanla manzumenin arkasını getirmiş:"Ebede set çeken zulmeti deldim
Aşkı içten duydum, arşa yükseldim
Kalpten temizlendim, huzura geldim
Ben de müridinim, işte Mevlana.."Misafirler kaç yönden şaşırmış. Evvela kameriyenin hemen oracığında çiçekler arasından çatallaşmış bir çocuk sesinin duyuluşuna... Fakat asıl yeni basılıp köprüden hemen o gün satın alınmış olan bir dergideki şiiri torun Nazım’ın ezberlemiş bulunuşuna. İçlerinde en dedektif zekalı bir emekli müstahsil kurnaz kurnaz gülmüş: "Sübut buldu efendim. Demek ki hafid küçük bey eseri alinizi evrakınız meyanında görüp hafızasına nakş eyleyivermiş..." Bir taraftan Paşa itirazlarına devam ederken, öbür yandan Nazım Hikmet haykırır dururmuş: "Benim de ismim dedeminki gibi Mehmet Nazım. Bahçede oynarken konuştuklarınızı dinliyordum. Mevlevi şiirleri yazıyorum. Mecmuaya gönderdim. Basmışlar işte, Dergâh'ta başka şiirlerim de basıldı, basılacak tabi, kitaplarım da çıkacak tabi... Sonradan basılan bu şiirinden parçalar okumuş coşkun coşkun..."
O devirlerde Türkçe böyle açık açık yazılamıyor, hele Mevleviler Farsça üzerineler. Mevlevi ruhunun saf Türkçe'yle hece vezninde belirmesi mutasavvıflarca mucize sayılmış... Kimi ak kimi kır sakallı mutasavvıflar çocuk şairin elini öpmek için birbirini ite kaka seyirtmişler. Büyük babası da etki altında kalıp torununun elini öpmüş, derlerdi. Bununla beraber Nazım, dedesine el öptürdüğünü kesinlikle reddetti, öyleyse bu iddiayı ancak hoş bir efsane kabul etmeliyiz.
Bu Dünyadan Nâzım Geçti, Vâlâ Nureddin
-
RE: Merkez Göç Uzman Yardımcılığı Alım İlanı 2020
@ankara0648 Mülakatta 6458 sayılı Kanun dışında mevzuattan sorulduğunu duymadım, il göç uzm. yard. mülakatlarında vs. aksi olmuşsa paylaşsın arkadaşlar tabi ama ben şimdiye kadar duymadım.